Faiz Oranı Nedir ve Nasıl Çalışır
Faiz, para için ödenen ya da paradan kazanılan kiradır. Bir bankaya mevduat bıraktığınızda paranızı bankaya kiralamış olursunuz; kredi çektiğinizde ise bankanın parasını siz kiralarsınız. Bu kiranın yüzde olarak ifadesine faiz oranı denir. Konuya yeni başlayan biri için en kafa karıştırıcı nokta genellikle şudur: aynı oran, hesaplanma biçimine göre çok farklı sonuçlar üretebilir. Aşağıda basit ve bileşik faizin nasıl işlediğini adım adım görecek, kendi kredi ve birikim kararlarınızı daha net değerlendirebileceksiniz.
Faiz Oranını Oluşturan Üç Temel Kavram
Herhangi bir faiz hesabında karşınıza çıkacak üç değişken vardır:
- Anapara: Yatırdığınız ya da borçlandığınız asıl tutar.
- Oran: Genellikle yıllık yüzde olarak yazılır. Aylık orandan söz ediliyorsa 12 ile çarpılarak yıllığa çevrilir.
- Vade: Paranın kaldığı ya da borcun ödenmediği süre. Faizde süre, orandan bazen daha belirleyicidir.
Bu üçünü birlikte okumadığınız sürece bir faiz oranı açıklaması eksik kalır. "Yüzde 3 faiz" ifadesi tek başına anlamsızdır; hangi dönem için, hangi anapara üzerinden ve nasıl işletildiği belirtilmelidir.
Adım Adım: Faiz Nasıl Hesaplanır
-
Basit faizi kavrayın. Basit faizde kazanç yalnızca ilk anapara üzerinden hesaplanır. Formül: Faiz = Anapara × Oran × Süre. 10.000 TL'yi yıllık %20 basit faizle 3 yıl tuttuğunuzda her yıl 2.000 TL kazanırsınız, toplam 6.000 TL. Anapara hiç büyümez, üzerine eklenen faiz yeniden faiz getirmez.
-
Bileşik faize geçin. Bileşik faizde kazandığınız faiz anaparaya eklenir ve sonraki dönemde o da faiz getirir. Aynı örnekte: birinci yıl sonunda 12.000 TL, ikinci yıl faiz artık 12.000 üzerinden işler ve bakiye 14.400 TL olur, üçüncü yıl sonunda 17.280 TL. Basit faizle 16.000 TL olacaktı. Fark 1.280 TL ve bu fark her yıl hızlanarak büyür.
-
Bileşiklenme sıklığına bakın. Faizin anaparaya ne sıklıkla eklendiği sonucu değiştirir. Yıllık %24 oran, aylık işletildiğinde ayda %2 demektir ve yıl sonunda efektif getiri %24'ten yüksek çıkar. Bu yüzden mevduatta "aylık faiz ödemeli" ile "vade sonu ödemeli" ürünler aynı orana sahip olsa bile farklı sonuç verir.
-
Nominal ile efektif oranı ayırt edin. Nominal oran sözleşmede yazan sayıdır. Efektif oran ise bileşiklenme etkisi dahil edilmiş gerçek yıllık orandır. Kredi karşılaştırırken masraf ve sigorta gibi kalemlerin de dahil olduğu toplam maliyet oranını sormak en sağlıklısıdır; kredi kartı faizinin nasıl hesaplandığını anlatan hesaplamalarda da aynı mantık geçerlidir.
-
Enflasyonu çıkarın. Faizin nominal değeri kadar reel değeri de önemlidir. Kabaca: Reel getiri ≈ Faiz oranı − Enflasyon. Enflasyon faizden yüksekse paranız sayısal olarak artsa bile alım gücünüz azalır. Aynı şekilde borçlu tarafta, sabit faizli uzun vadeli bir borcun reel yükü zamanla hafifleyebilir.
-
Vergiyi hesaba katın. Mevduat ve benzeri finansal kazançlarda stopaj kesintisi uygulanır. Elinize geçen net tutar, hesapladığınız brüt faizden düşüktür. Karşılaştırma yaparken hep net rakamlarla çalışın.
-
Yönü tersine çevirin. Bileşik faiz birikimde lehinize, borçta aleyhinize çalışır. Ödenmeyen kart bakiyesi ya da gecikmiş taksit, tam olarak bu mekanizmayla büyür. Bu nedenle borcu ödemeye ne zaman başlayacağınız sorusunun cevabı hemen hemen her zaman "mümkün olan en erken zaman"dır.
Basit ve Bileşik Faiz Karşılaştırması
| Süre | Basit faiz (%20) | Bileşik faiz (%20, yıllık) |
|---|---|---|
| 1. yıl sonu | 12.000 TL | 12.000 TL |
| 3. yıl sonu | 16.000 TL | 17.280 TL |
| 5. yıl sonu | 20.000 TL | 24.883 TL |
| 10. yıl sonu | 30.000 TL | 61.917 TL |
Tablo 10.000 TL anapara varsayımıyla hazırlanmıştır. Görüldüğü gibi ilk yıl fark yoktur; asıl ayrışma zamanla ortaya çıkar. Emeklilik için tasarrufa erken başlamanın önerilmesinin sebebi de budur.
Sık Yapılan Hatalar
- Aylık oranı yıllık sanmak. Aylık %2, yılda kabaca %24 ve bileşiklenmeyle daha fazlasıdır. Küçük görünen sayılar yıllığa çevrildiğinde büyür.
- Sadece taksit tutarına bakmak. Vade uzadıkça taksit düşer, toplam faiz artar. Karar verirken ödenecek toplam tutarı karşılaştırmak gerekir; taksitli ve peşin ödeme seçenekleri de bu ölçüyle değerlendirilmelidir.
- Asgari ödemeyi yeterli görmek. Kalan bakiye faizlenmeye devam eder, borç neredeyse yerinde sayar.
- Enflasyonu yok saymak. Nominal getiriyi kazanç sanmak, reel kaybı görünmez kılar.
- Vadeyi bozmak. Vadesinden önce çekilen mevduatta bileşiklenme etkisi kaybolur, çoğu üründe faiz de işlemez.
- Acil durum fonu olmadan y
© 2026 Borç ve Maaş